Söyleşi Konuğumuz: Münir Korkmaz, “Bir Öğretmenin KHK ile İmtihanı!”
- admin
- 0 Comments
Bir Öğretmenin KHK ile İmtihanı
TEBEŞİR BÜLTEN: KHK’lı öğretmen Münir Korkmaz kimdir? Bize kısaca kendinizden bahsedebilir misin)z?
Münir KORKMAZ:
Ben Münir Korkmaz. Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesinde doğdum. Ortaokul ve lise yıllarım Diyarbakır’da geçti. 1983 yılında Trakya Üniversitesi Edirne Eğitim Yüksekokulu’ndan mezun oldum. Mezuniyet sevincimin kısa sürmesi ise kaderimin ilk kırılma anlarından biri oldu. Sınıf arkadaşlarımın neredeyse tamamı atanırken, ben ve bir arkadaşım “güvenlik soruşturması” gerekçesiyle “sakıncalı” bulunarak göreve başlatılmadık.
Bu haksızlığa boyun eğmedim. İdare Mahkemesi’ne başvurdum. O dönem, 1402’lik öğretmenlerin yaşadıklarına benzer bir süreçten geçiyorduk. Hayat devam ediyordu ve geçinmek zorundaydım. Yaşadığım kasabada bir kırtasiye açtım. Yıllar süren hukuki mücadelenin sonunda, 1987 yılında mahkeme kararıyla Erzurum’da öğretmenliğe başlayabildim.
Öğretmenlik yaptığım yıllar boyunca sadece ders anlatmadım; eğitim emekçilerinin sorunlarına da kulak verdim. Öğretmenlerin çıkardığı ABC Dergisi aracılığıyla sendikal ve demokratik tartışmaları yakından takip ettim. 1990 yılında Eğitim-İş’in kuruluşuyla birlikte Hatay’da sendika yönetiminde görev aldım. Eğitim-İş ile Eğit-Sen’in birleşmesi için çaba gösterdim. Sonrasında kurulan Eğitim-Sen’in üyesi oldum ve hâlâ o çatının altındayım.
Mesleğimin 29. yılında, 29 Ekim 2016’da, 675 sayılı KHK ile hiçbir soruşturma yürütülmeden, savunma hakkı tanınmadan mesleğimden ihraç edildim. Hayatını çocuklara adamış bir öğretmen için bu, sadece bir iş kaybı değil; ağır bir travmaydı.
TEBEŞİR BÜLTEN: 2. Sizin gibi mesleğinden, sosyal hayattan koparılan binlerce KHK’lı var.
9 yıldır yaşadığınız bu mağduriyet karşısında nasıl ayakta kalmayı başardınız?
Münir KORKMAZ:
İlk günlerde yaşadığım şok tarif edilemezdi. Ama sendikamın, ailemin, akrabalarımın ve yol arkadaşlarımın desteğiyle ayakta kalabildim. Kısa süre sonra KHK’lilerin hak mücadelesinin içinde aktif olarak yer almaya başladım. Çünkü bu mesele bana göre bireysel bir mağduriyet değil, açık bir insan hakları sorunuydu. Tüm KHK’lerin hukuksuz olduğuna inanarak Adana İnsan Hakları Derneği’ne başvurdum ve KHK Platformu’nun kuruluşunda yer aldım.
Bu süreçte, kayıt altına alınmış 153 ayrı hak ihlali ile karşı karşıya kaldık. Ayakta kalmak kolay değildi. Ruh sağlığı desteği almak zorunda kaldım; ilaç tedavisi gördüm ve hâlâ devam ediyorum. Buna rağmen yaklaşık dokuz yıl boyunca, KHK’lilerin haklı taleplerini her platformda dile getirmeye çalıştım. Aslında bu mücadele, hayata tutunmamın da en önemli dayanağı oldu.
TEBEŞİR BÜŞTEN: Aslında bir yara da yakınlarınızda var. KHK’lı eş ,baba, anne, penceresinden bakıldığında onlar ne gibi sorunlarla karşılaştılar?
Münir KORKMAZ
Elbette bedelini ailemle birlikte ödedik. Aile içinde üretici konumdan tüketici konuma düşmek, dile getirilmese de derin bir yük bırakıyor. Lisede okuyan kızımın akademik başarısı bu süreçten olumsuz etkilendi. Eşimin çalışıyor olması, ağabeyimin, yol arkadaşlarımın ve sendikamın sağladığı destek, maddi olarak tamamen çöküş yaşamamı bir nebze olsun engelledi.
Bu noktada Eğitim-Sen’in tutumunu özellikle vurgulamak isterim. Dünyada eşi benzeri olmayan bir dayanışma pratiği sergilendi. Türk Eğitim-Sen ve Eğitim Bir-Sen’den binlerce kişi ihraç edilmişken, bu sendikalar üyelerine sahip çıkmazken; Eğitim-Sen, ihraç edilen 1600 üyesinin tüm hukuk süreçlerini üstlendi ve ilk aydan itibaren ciddi bir maddi dayanışma sağladı. Bu dayanışma tam on yıldır kesintisiz sürüyor.
Son bir yıldır ise derin bir çelişkiyle yaşıyorum. Hayatım boyunca barışı savundum; zaten bu nedenle ihraç edildim. Bugün devlet ile barış görüşmelerinin yürütülmesini sonuna kadar destekliyorum. Ancak bir yandan barış konuşulurken, diğer yandan “barış” dediği için ihraç edilen bizlerin görevine iadesi konusunda somut hiçbir adım atılmaması büyük bir çelişki değil mi?
TEBEŞİR BÜLTEN: Siz ” Barış” istediğiniz için ihraç edildiniz peki bu barış sürecini de düşünecek olursak KHk’lılar için umut var mı? Verdiğiniz mücadele hukuki olarak hangi aşamada?
Münir KORKMAZ:
Eğer gerçekten kalıcı barış ve demokratikleşme hedefleniyorsa, bunun en temel göstergelerinden biri KHK’lerin iptal edilmesi ve haksız, hukuksuz şekilde ihraç edilen kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmesidir. Dokuz yıldır süren bu KHK hukuksuzluğu, samimiyetin en ağır sınavlarından biri olmaya devam ediyor.


